Kıymetlimiss
Yazar M.Gökay Borulday | Kategori için,dışa vurumu | Tarih 15-06-2009
0
Yıllardır her konuda saygı duyduğum ve çok sevdiğim bir dostumdan, geçen gün aşağıya yazdığım şiir geldi. Okudum…
Hayatta her şeyi ne kadar acele ve ne kadar “hep benimmiş, hep ulaşabilecekmişim” gibi yaptığımın bir kez daha farkına vardım. Yaşamak o kadar basit miydi acaba benim gözümde? Her gün görme şansına eriştiğim ve herkese, her memlekete nasip olmayacak “boğaza”, etrafımdaki “güzel varlıklara”, atabildiğim “kahkahaya”, oynayabildiğim “mahalle köpeğine”, besleyebildiğim “güvercinlere”, gezebildiğim “caddelere” ya da görebildiğim (gördüğümü sandığım) “dünyaya” minnetimi gösterebiliyor muydum yoksa sadece zaten benim olmaları gerektiğini düşündüğüm için ve zaten benimler diye, öylesine mi yaşıyordum?
Düşündüm ve sağlıklı bir sonuca varamadım. Sebebi ise; hala kendimi kandırmak istemem sanırım. O kadar güzel bir hayat ki, farkında olmadığım halde bana bahşedilen… Görüyorum, yürüyorum, duyuyorum, sevebiliyorum, konuşuyorum, düşünüyorum, her tadı alabileceğimi bilerek yiyorum… Ama hep elimde kalacakmış gibi yapıyorum tüm bunları.
Tek benzetme her şeyi açıklıyor. Her ne kadar klasik olsa da; zaman ve para… T.B.D.Genç’ten arkadaşlarla gittiğim kariyer koçunda izlediğimiz kısa film pek çok şeyi açıklıyor.(zamanla paranın değer konusunda kıyaslanmasına karşı olsam da) Her gün banka hesabınıza 86.400 TL yattığını düşünün ve aynı gün içinde harcamak zorundasınız, ertesi güne aktarım söz konusu değil. Her günün sonunda tüm hesap siliniyor ve kullanmadıklarınız elinizden alınıyor. Günü geldiğinde tek kuruş bile yatmayacağının farkındasınız. Ne yapardınız?.. Aslında her gün bu değerde bir şeylerin akıp gittiğini söylüyordu bu kısa film. 86.400 sn veriliyor saat gece yarısını gösterdiğinde, hem de sürekli olarak. Ancak ertesi güne tek bir saniye bile aktarılmıyor. Boşa geçen her saniye yok olup gidiyor ve hepimiz şunun farkındayız; günü geldiğinde fazladan tek saniye bile isteyemeyeceğiz… Sonradan değerlenir elbette, insanın doğası bunu gerektirir. Basit mantık; zaman-pişmanlık. Tıpkı arz-talep gibi…
Ne kadar zamanın varsa, pişmanlığın o kadar azdır; ama elinden zamanı alınan bir insanın, pişmanlıktan başka sermayesi yoktur.
İşte beni düşündüren o şiir.
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin…
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin…
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin…
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için “alo “de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa…
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa,
çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
Arkadaşım,
hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel

