יְהִי אוֹר
Yazar M.Gökay Borulday | Kategori hikaye BUnlar | Tarih 05-09-2009
1
Tanrı karanlıklar içinde ilk yaratılışı attı. Her şey mükemmel ve kusursuzdu. Eksiksiz organizma, kusursuz güzellik; ama görünmeyen bir şeyler vardı. Yol gösterecek ve amaçları söyleyecek şey yoktu. Sonraki adımın gittiği yerin bilinmesini sağlayacak, göz kamaştırıcı bir şeye ihtiyaç vardı ama o yoktu. Daha önce, yaratılan çok gezdi. Rehber sandıklarının peşinden hiç bilmediği mağaralara, daha önce ismini bile duymadığı şehirlere girdi ve çıktı. Bazen kolunu bıraktı geride, bazen aklını. Tanrının sabrını taşıransa, son rehberlik edilişinde gözsüz bırakılıp kalbinin parçalanmasıydı yarattığının. Götürüldüğü engin sulardan dönebilmişti rehbersiz; ama eksikleri vardı ve telafisi yaratılan nezdinde bulunmuyordu. Tanrı rehberi kararttı ve bilinenlerin rehberliğinden men etti. Yaratılan rehbersiz kalmış, bilinmeyenlerde dolaşıyordu. Görmek için ne gözü, nede hissetmek için kalbi vardı. Dokunabildiği şeylerden medet umuyor, umudu sökülen kalbinden bedenine çarpınca Tanrı’ya yalvarıyordu…
Tanrı sadece karanlığın hüküm sürdüğü ve rehberlik ettiği yaratılanlar diyarında yalvarışlara cevap olarak; lanetlenmiş karanlığı yok etmek için kelam etti. “ יְהִי אוֹר ” ! “Işık olsun!” dedi ve görmeyen gözlere görmek için sebep, yok olan yüreğin bedenine yol göstermesi için rehber yarattı. Şehir şehir gezerken, mağaralardan geçerken bırakılan parçalar “ışık”la toplandı. Sıra gözlerin alınmasına ve yüreğin taştan doğrulup, pamuklaşana kadar yoğrulmasına geldi. “Işık” suçluyu bile bile yoğurdu kalbi, gözleri nurla doldurdu. Yok olmaya yüz tutmuş yaratılanı, yaratana sunmak için; devasa kayalardan yıldız oldu. Türlü yerde ateş oldu. Yaratılana yansıtması ve güzel görünmesi için bol bol ışık sundu. Tanrı “ יְהִי אוֹר “ demeseydi ne taştan cam, ne de ölümden nur olurdu. Yeni yaratılanlara ders ışıktan doğdu, ışıksa her fırsatını bulduğunda karanlıkları ışığa boğdu.
Tüm karanlıklar ışığın yokluğunda varsa eğer, karanlıkların varlığını tartışmak ne kadar anlamlıdır?


”Tanrı rehberi kararttı ve bilinenlerin rehberliğinden men etti. Yaratılan rehbersiz kalmış, bilinmeyenlerde dolaşıyordu. Görmek için ne gözü, nede hissetmek için kalbi vardı. Dokunabildiği şeylerden medet umuyor, umudu sökülen kalbinden bedenine çarpınca Tanrı’ya yalvarıyordu…”