Yaşamak...

  •  

Bayram Kurbanı

Yazar M.Gökay Borulday | Kategori bi sürü şey, için,dışa vurumu | Tarih 29-11-2009

0

bayramBayramın anlamını şu yaşıma geldim de yeni anladım sanırım. Aslında “bu” yaşımla da pek ilgisi olduğunu zannetmiyorum. İstanbul’da, “bayram” kelimesinin içini dolduran her şeyden uzak geçirilen bir sözüm ona bayramdan kaynaklanan his diyelim. Kendimi bayram kurbanı gibi hissediyorum.
Şeker toplamak yada şeker toplamaya gelenlere sevmediğin şekerleri tutmakmış bayram, sevdiklerini çoktan yediğin için. Büyüklerin ellerini öpmeye gitmekmiş, hergün görüyor olsan bile hasret giderircesine sarılmakmış sevdiklerine. El öperken kimin para verip kimin vermeyeceğini gözüne kestirip, ihtimal olanların gözünün içine bakmakmış hatırlatmak için. Çok sevmekmiş sevdiklerini normal bir günden. Erken uyanıp, düğüne gider gibi hazırlanmakmış. Tüm hazırlıkları yapıp kapıya odaklanmakmış, çocuklu bir aile gelse de oyun arkadaşı çıksa diye. Kalabalık dede evine gidip, kalabalıktan usanıncaya kadar kalabalık görmekmiş. 2 odalı bir evde, kış ortasında 5 aile kalabilmekmiş. 23 kuzen içinde uykusu gelenlerin uyuyup, seçmecelerin hiç görüşmemiş gibi sabaha kadar sohbet etmesiymiş. Uykusuzluk çekmemekmiş bayram uyumadığın halde ve misafir yolu gözlemekmiş uykusuz gözlerle. Kolonya ve şekerden bıkkınlık gelmesi, her ziyarette önüne gelen tabak dolusu ikramlardan göbek bağlamakmış. Normalde yiyemeyeceğin ölçülerde tatlı tüketmekmiş sürekli tatlı konuşmak için. Bayram dediğin yalnızlığın birkaç günlüğüne eriyip, yalnız kalmasıymış saçma bir şekilde. Sevdiğin yada sevmediğin, tanıdığın yada tanımadığın, ismini unuttuğun yada duymak bile istemediğin herkese hasret duymakmış, bayramını kutlamak adına…
İstanbul’da bayram, uzaklaşmak demekmiş tüm bunlardan. Mesajlara muhtaç edilmekmiş, kucaklaşmalar yerine ve sevdiklerinin bile sesini duymakmış sadece. Ne kimsenin kokusu, ne de herhangi birinin sıcak nefesi duyulurmuş; tüm özlenmişlikler üstüne…
İstanbul’da aşk başkaymış da, bayramlar çok saçmaymış…

Yorumunuz